22 Şubat 2014 Cumartesi

AVAKADO SALATASI


Herşeyin bir şeye iyi geldiği bitki dünyasından..merhaba.
      Moda olduğu üzere doğal beslenme,sağlıklı olma(bitki çaylarına alışamasam da)vs lere ben de ayak uydurup AVAKADO SALATASI yaptım.Sevgili Fazilet in gönderdikleri ile…

                    Önce sert avakaoların yumuşamasını beklemeli.Parmağınız hafif batarsa bil ki yumuşadı.Olgunlaşmış,hafif yeşili bozulmuş avakadoları  inceçik  soyduktan sonra kararmaması için de limon sıktığımız  tabak içinde  çatal ile bir güzel  ezelim.
                 Kendileri yeşilin en  güzel renginden 
Ama   garibimin pek tadı yok.Ne yaparsın.her ey bir anda güzel olmuyor işte.Bu çelişki doğanın kendisinde demek ki(Bolu yazım da ki gibi )
                   İşte  tatsız tuzsuz dünyayı renklendirmek için;ceviz ile sarımsakları ezip tuz eklediğimiz avakadoyla karıştıralım.Zeytin yağı  ile tatlandırmaya gerek yok.
                                        
                             İşte çook basit .Daha ne ister insan.Tavuk,et yanına yakışır dediklerinden .İster yağ  ekle,ister ceviz ya da sarımsak miktarını artır.İster üzerine taze dereotu .Keyfe kalmış.Damak tadına kalmış

Bir dahaki tarif ısırgan çorbası olacak.O da şifalıymış!!!!

NOT:Resimler yerlerini değiştirdi.Uğraştım.Olmadı.Anlaşılmıştır.Üsteki salatanın son hali.Alttaki malzemeler...

20 Şubat 2014 Perşembe

YEŞİL SULAR



Yaptıklarımla yapmak istediklerimizin  arasındaki uçurum ne kadar çoksa o kadar mutsuz  olurmuş insan.

yaşam bizi nerelerde yakalarsa yakalasın

biz peşini bırakmamalıyız

hayatımızın.


dalgaların sesi alıp götürmüyorsa sizi,havada uçan martı kıpırdatmıyorsa kalbinizi

gençliğini bildiğiniz
insanların halleri   burkmuyor sa yüreğinizi

ne diyeyim.
kararlılıkla inatçılığı  karıştıran,kara yürekli insanlar.
yeryüzünü cehenneme çevirmek için yollanmış yaratıklar.

işte bunlardan,kötü kalpli yaratıklardan uzak durmalı insan.

                                                          kalbin atışlarına kulak verip,sığ sularda bile yüzmeli


16 Şubat 2014 Pazar

VİYANA KUŞATMASI


    Tarih sayfalarında asılı kalmış anlar.Viyana kuşatmaları.1520 de Kanuni Sultan Süleyman,1690 da kara Mustafa Paşa, birde sevgili Evliya Çelebi .

     Ben ise sıkıştırılmış,fırsatlardan yararlanıp gittim Viyana ya.Kuşatmaya.(Aslında orası kuşatılmış.Her yerde Türkçe konuşanlara rastlanıyor.)


     Gezilecek ,görülecek yerler internet sayfalarında dolu.Ben onlardan söz etmeyeceğim ama dedikleri gibi  şinitzeli gerçekten güzel .Dönüşte  yapamayı denedim.Olmadı...

             Soğuk  mevsimde.Dış mekanlardan çok da müzelerde,saraylarda sergilerde zaman geçirdim.Ve   geçmiş zamanlar  da takılı kaldı yüreğim.Müze dışına çıkınca da soğukla beraber gerçekler de şamar gibi suratıma vurup dünyaya döndürdü beni.

3 gece 4 günlük tatil bitiverdi.Şimşek hızıyla.

         Bende Viyana dan iki güzel insanı tanıyıp döndüm.Perim ve Zerrin.Ne de iyi oldu.Neden bilmem; sanki yılardır tanıyordum.
              


                         
 Dönüşte de  yeni gezmelerin hülyaları ile baş başa kaldım.
 





1 Şubat 2014 Cumartesi

BOLU


                   Günlerden bir gün Bolu ya düştü yolumuz.Kar yağmış,hava soğuk ve nemli olduğundan günler öncesi yağan kar erimemiş.Şehir kirli.Bir yanda inşaat artıkları,bir yanda yol yapımları,bir yanda yarı erimiş kar çamurları.Meydanda KÖROĞLUNUN  heykeli.Bolu beyi nerelerde kimbilir.
Gözünü sevdiğim bu coğrafya ya hayran kalmak elde değil doğrusu.Köroğlu dağları,termal suyu,gölleri, taa roma devrinden kalma hazineleri.Gelde hayran kalma bu coğrafyaya.
                  İzzet Baysal üniversitesi ayrı bir can katmış Bolu ya.Genceçik öğrenciler yeni bir çan katıyor ortama.
Her yerde gözleme başka da Bolu da gözleme daha başka.Yoğurtlu istersen sarımsaklısı.Katmeri de bir başka.
Bir de lokmaların boğazda dizildiği an olmasa.Ki oda oturduğumuz lokantanın az ilerisinde çöpleri karıştıran kadın.
İşte bu çelişki .Tıpkı her uçan kuşun yüzemediği gibi.Tıpkı kimi ülkelerde savaş yokken kimilerinde isan kanının su gibi akması gibi.Daha neler neler de

                      Ne yaman çelişki bir türlü çözülmeyen                       


31 Ocak 2014 Cuma

BU NASIL DÜNYA


21.yy dayız.Yani  milattan sonra;20 tane yüz yılı geride 

bırakmışız.Bir o kadarda milattan öncesi var.Epeyce yıl eder 

sana.İnsanlık ne alemde diyeceğim.Bu kadar yüz yıl 

yaşamış.Doğruya güzele kaç adım atılmış?
   
  Hala insanlar öfkelerine yenik düşüp en ilkel tepki :Öldürmeyi 

düşünüyor ve öldürüyorsa  ilk insanlar gibi.Nerede gelişmişlik, 

uygarlık.
         
        Gazetede gördüm. Daha çocuk.Annesini  “seven adam” 

vuruyor.Babasını  hapishanede ziyarete  gidiyor diye.Bunun neresi 

sevgi?Bu nasıl kıskançlık?
  
  Bir başka  ise . Yol verme yüzünden . “kadın sürücünün kullandığı araba yol kesiyor.  Yanındaki yaşlı adam 

çıkıyor. Tabanca ile ateş ediyor. Hiç bir şey olmamış gibi yollarına devam ediyorlar”

Bunlar beni en çok etkileyenlerde bir kaçı. Olan biteni  benim   kafam  açıklayamıyor. Yüreğim daralıyor. 

İnsanlığımdan utanıyorum.

           Konuyu sosyal,ekonomik,psikolojik boyutlarda düşünmek gerek.Üniversitelerde tez konusu 

oluyordur  herhalde!!!!


                           
                              Bu kadar zor mu eğitimli ,uygar birey yetiştirmek?       

                              Bu nasıl dünya böyle......        

26 Ocak 2014 Pazar

Doğum Günü Sonrası



                                           Yazmaya ne gerek var.Çiçekler ne de güzel.Papatyalar güzel yaşanmış yılları,kasımpatılar güzel yaşanacak yılları çağrıştırıyor.


                                                                                ya da bana öyle geliyor.


25 Ocak 2014 Cumartesi

DOĞUM GÜNÜ

bugün benim doğum günüm



daha yolun başında gibiyim.


yapılacak ne çok iş var;

gezilecek ne de çok yer.

okunacak yığınla kitap.


yazılacak,söylenecek ne de çok duygu var.Tek dileğim   bol bol zaman .........