25 Şubat 2011 Cuma

ANA KUCAĞI

 Ege de  günbatımında kızımla oğlum
Bir gün arkadaşımdan  mail aldım.VE hayatım değişti! Demeyeceğim….


Çocuklarla ilgili bir şeyler yazarmısın dedi.Nasıl yani dedim …

Seve seve. Onlardan söz ederken başka boyuta olurum.Kendimden geçerim.Herkes gibi ben de çocuklarımı çook severim.Onlar ki benim hayata açılan pencerelerim.Herşeyim

Ve başladım yazmaya.Bir gecede bitti.Sonra düzeltmeleri falan .Günleeer geçti..

Bir cumartesi günü(5 mayıs 2010)ertesi gün de anneler günüydü.

Zil çaldı.Kim o dedim

Kargo …Herhalde bizimkilerin anneler günü süprizi  diye de heyecanlandım. doğrusu.

Gelen kargoyu heyecanla  açtım.Bir kitaptı!

“ANA KUCAĞI”

ANNELERİN KALEMİNDEN

ECE GÖKYAR

Coşkuyla karışık sevinç,merakla karışık heyecan duydum.Bir solukta da bitirdim.Ama önce 170.sayfayı okudum.(benim yazdıklarım )

işte böyle güzel bir anneler günü anısı...

Yarın, bu güzel yağmurlu günde sevgili Ecenin imza gününe gideceğim.(Urbanitas Kitap evi.Gümüşsuyu)

Biri kızıma diğeri oğluma, kitaplarını imzalatacağım.

Sağ ol ECE.

20 Şubat 2011 Pazar

KIŞ-SEBZE ÇORBASI

Bugün Pazar.Yağmurlu sisli soğuk bir İstanbul pazarı.Sıkıcı,bunaltıcı....


Her yerde olumsuzluklar,kötü haberler …..

Yaşama sevincinin dibe vurduğu anlar....

Ne yapmalı derken .....

Yağmur,çamur,soğuk demeden koruya vurdum kendimi.Yürüdüm...

“ne olacak bu dünyanın halı” çıkmazından az da olsa kurtulup huzuru buldum.

Emekli olup köşeye çekilip kitaplara dalmak var ama.Ona da çok var.....

İşte böyle  kaygılar  içindeyken ,açıkmaya başlayan ev halkı asıl görevimi hatırlattı.

Yemek yapmak.

Ben de daldım mutfağa:
Bir adet havuç,yarım kereviz ,yarım patates rendeledim.Havucun turuncusuna ,patatesin sarısına , kerevizin kokusuna hayran kalarak

Onları sıvı yağla hafif kavurdum.Üzerine az taze zencefil rendeledim.Onun kokusu da  inanılmazdı.

Soğuk su ilavesi ile sebzelerin diriliğini yitirmeden kaynattım.

Onlar kaynarken 2 kasık unu kavurdum.Yakmadan!

Kavrulmuş unu soğuk su ile karıştırdım.

Kaynamakta olan rendelenmiş sebzelerin içine ilave ettim.

Yani : haşlanmakta olan rengarenk sebzeler, kavrulmuş unla karışınca kıvamlı bir çorba oldu.

Tuz,karabiber ,kırmızı biber ve toz zerdeçal koydum(bir tutam)

Çorba kendi ritmini tutturup kaynarken diğer yemekleri hazırladım.

Bir de baktım ki hava kararmış. Ve  pazar gününün sonuna az kalmış….

"Resim:Eski gezilerden bir hatıra"

13 Şubat 2011 Pazar

Hatay Gezisi



Dedemin dedesi eski zamanlarda uzaklara gitmiş.Niye gitmiş orasını bilmiyorum ama döndüğünde eve gelen ziyaretçiler sormuş

-Eeee anlat bakalım.Yediğin içtiğin senin olsun.Gördüklerini duyduklarını anlat .

Oda başlamış anlatmaya

-Hana vardık yağmur dindi……

Sevgili Evliya Çelebi 40 yıl gezip 10 cilt kitap yazmış.Bizim büyük büyük dede de bir satırlık lafla işi bitirmiş.


Ben de dört günlük Antakya gezimi ;yedim içtim kilo aldım geldim diyebilirim.


Ama Antakya özetle:Saman dağı,amik ovası,asi nehri,mozaik müzesi eski zamanlar,medeniyetler korosu .
Ve sonuç olarak künefe:peynirli sıcak kadayıf
Gidin görün Eski Antakya evlerini gezin
Sıcak künefeyi her öğün ....

1 Şubat 2011 Salı

UFUKTA GEZİ

Bugün :Felekten bir gün çaldım.Üsküdar -Beşiktaş arası turladım.Kar soğuğu serinliğinde boğaz havası aldım.


Amacım Evliya Çelebi sergisi gezmekti.Gezme delisi olan herkes Evliya Çelebi yi özlemle anar.

Evliya Çelebi babasından izinsiz çıkar ilk yolculuğuna.(Demek izin alınırmış )Rüyasını da gördürür kendine..sonrasın da da  ilahi güçlere sığınıp alır izinlerini .(Bendemi rüya görsem ne İzin almak bir hayli zor.Halaaa)……

40 yıl gezmiş.Çiltlerce de yazmış.Gezdiği yerleri gördüklerini yiyip içtiklerini.

Sağ olsun UNESCO 2011 i EVLİYA ÇELEBİ yılı ilan etmiş.Doğumunu 400.yılı nedeni ile.

Bu serginin ardından ufukta bir gezi az da olsa yüreğime su serpti.

Dört gün Hatay .

Bırakıp İstanbul u geride ,çok eski zamanlarda da insanların yaşadığı yerleri görecek olmak heyecanlı değilmi?