2 Kasım 2013 Cumartesi


Sevgili bilgisayar .
     Yüreğimin bir yanı kan ağlasada memleketin haline  diğer yanı başka alemlerde.
O alemlerden biri de eski zamanlar,geçmiş yaşanmış günler.ille de müzeler,harabeler.
Nemrut da bunlardan biri.Ve geçmişin eski zamanları bugüne gelmiş gibi.Büyüleyici.
  GAP turu dedikleri gezide nemrut dağına tırmanış da var.Ya sabah gün doğumunu seyredeceksin. ya da akşam gün batımını.
     Uzatmadan;Tırmanmaya başladık Nemrut dağına.Tırmandıkca soğuk ,tırmandıkca görüntü doyumsuz.O zaman anladım Atatürk barajının Yani Güney Doğu Anadolu Projesinin anlamını.Barajla beraber tutulan suyun havzası daha güzel görünüyor.Nemrut dağınandan.
    Önce doğu cephesine tırmandık.Ansızın karşıma çıktı heykeller.Kendimi bildim bileli turizm afişlerinde hep vardı.NEMRUT ve onun taştan heykelleri.İşte karşımdaydılar.Sevincim  heyecanım biribirine karıştı.Fotograf çekmek,  hafızama o görüntüleri yerleştirmekle uğraşırken batıyor,güneş batıyor  çığlıkları ile batı cephesine yollandım.Of ki ne of aynı heykeller orada da duruyor.Şaşırdım kaldım...
          Tabiki gün  batımı harikaydı.Hiç ayrılasım gelmedi ya .Gene geleceğim diyerek el salladım.

Kimileri için ise nemrut bir dağdı sadece.Geçmiş zamanların hatırası heykeller birer taş.

Güneş ise hep batıyordu. 
Bende dedimki.Evde otursaydın o zaman.Ne işin var Nemrut ta be adam


28 Ekim 2013 Pazartesi

Gaziantep


    Yemek yemek  için yaşanılan Gaziantep diyarında geçirdiğim akut gastrit nedeni ile bir lokma bile tadamadan ayrıldım.Yoksa kilolarla dönmek mümkündü.Ve de yazarak paylaşmak.
 Yazsan satırlar dolarda kimseler okumaz uzun uzun
Kısaca dersem en önemli yer Yemek müzesi ve  eski zamanlarda ki yaşam tarzı.Dedikleri gibi insanlar yemek için yaşamışlar.Yaşamak için yemek yemek yerine.En güzeli de hafta sonları ailecek gidilen piknik .Tüm hafta yemek yapan evin hanımı bu piknik gününde sefa yaparmış.Yemekleri de beyler.Gelsin kebaplar..

Mozaik müzesi ise görülmesi gereken en güzel mekanlardan bir diğeri.Zeugma halkı evlerini halı,kilim serer gibi  mozaik ile kaplamışlar.Desen desen, şekil şekil.Antik çağ inanişlarını,öykülerini mozaik yapıp sermişler yere.Her birirnin ayrı öyküsü varmış.Hayran kalmak elde değil.
İyi ki kurtarmışlar bu değerli mozaikleri.Yani antik çağ insanının yaşadığı mekanın döşemelerini,duvarlarını.
       Her bir mozaik parçasının kıyısına köşesine sinmiş ayak izleri.Görebilene

12 Ekim 2013 Cumartesi

GAP

Yeni bir heyecan dalgası başladı.Bayram demek tatil demek oldu.Yorulan bedenler,uyuşmuş beyinlerin azıcık dinleneceği günler.


(Ben fena  yoruldum. Herşey den fazla bir gönül yorgunluğu ki sormayın gitsin.Hak edilmeyen durumlarda kalmak herkes gibi beni fazlasıyla da üzüyor.Neyseeee  diyeceklerimi unuttum iştee.)

Bu uzun tatilin yarısında GAP turu ile görmeyi şiddetle istediğim yerleri göreceğim.Derken geldi aklıma anılar:::Yıllar önceydi: yemyeşil memleketimden yani ;Devreğin binbir çeşit yeşil renkli ağaçları yol boyunca giderek giderek terk ettiğinde  bizi. Kayseriye ulaşmıştık.Uçsuz buçaksız alabildiğine uzun boşluklar.Binbir çeşit sarı renk.Güzel yurdumun Anadolu sunda ilk sarıyı o zaman görmüştüm.30 yıl kadar önce....Daha da doğuya yolum düşmedi.
Kısmet denilen şey şimdi çaldı kapımı.Urfa Diyarbakır,Antep,Mardin İşte vahşi kapitalizm i bu turlarda seviyorum.Her turizm sitesinin tur programında ayırmışlar.Şeker bayramı,kurban bayramı,sömestre,yılbaşı,kaplıca turları,kültür turları diye sıralanıp gidiyor.Bende zor yer buldum.Tatile bir ay kala son katılanlar arasındaydım.Yığınla tur programında "kontejyan doldu"yazıyordu.Ki bunların çoğu yurt dışı turlardı.Kuru hatırlatmama gerek yok....

Sevgili Evliya Çelebi geldi aklıma.İlk GAP turuna çıkan o olurdu herhalde.


8 Ekim 2013 Salı

RESİMSİZ YAZI


Uzun uzun düşündü.Düşünde neler gördüğünü.Bir garip idi her yan.Ne yaz,ne kış,ne de baharlara

benziyordu.Karmakarışıktı her şey.

Ne düşünü unutuyordu ne de acılarını.İki büklüm olmuştu gene.Tırnakları morarmaya başladı.Karnının tam

ortasından kalkan bunaltı boynuna şah damarlarına yükseliyor,beyninin içinde patlıyordu .Her zamanki gibi

yüreğinde amansız sancı geçmek bilmiyor,dertop oluyor soluğunu aldırmıyordu.En sonun da da boğaza bir

yumruk oturuyor,ne ileri gidiyor soluk ne de geri geliyordu.

Günlerdir,aylardır süren mutlu huzurlu dingin halinin yerinde yeller esiyordu.Ah Ah Ah diye derin derin

soluk aldı.Bir an unutur gibi oldu her şeyi..Hafif hafif aralanır gibi oldu perde derken;ufak kıvılcımlarla yeniden  alevlendi acısı.....uzuzn uzun yeniden düşündü düşünü...........

Ne olurdu her şey eski dinginliğine duruluğuna kavuşsaydı.Gene hayat çağıl çağıl akan dere suları gibi

çağlasaydı .Güneş ışıl ışıl dolsaydı yüreğine.Pırıl pırıl  parlasaydı  gözlerde.Ve her soluk bin bir şükürle

dolsaydı.

28 Eylül 2013 Cumartesi

NEREYE GİDİYOR İNSANLIK

Sevgili bilgisayar;
Üzülüyorum.
Hayat artık sıkca beni üzüyor.İnsanlar tuaflaştı  ki sorma gitsin. Maça gidiyorlar kavga.Yorum yazıyorlar.Küfür.Daha neleri..Bir yığın iç karartıcı olay.Her yan kavga gürültü.Her yan 2.sayfa gazete haberi doldu.
Nereye gidiyor insanlık ?


.bu eski evler gibi sonumu hazırlıyor?Ah ah ah.......
Bir de en son ölüm haberi fazlasıyla üzdü beni.Değerli yazar TURGUT ÖZAKMAN artık yazamayacak.Onun kitaplarını okuduktan sonra yalnız olmadığımı duyumsadım.Hala umudu kesmemek gerektiğini öğrendim.Zorluklarla kurulan bu cumhuriyet kolay kolay da dönmez geriye.Diyerekten de Rahatlamıştım amaaaa............
.
Nur içinde yat...


20 Eylül 2013 Cuma

YALAN DÜNYA

Demişki Dede Korkut öğüt dolu masallarında.Yıllar önce yaşamış,yazmış.Gelimli, gidimli dünya.Sonu ölümlü

dünya.Ne üzersin kendini,kendisi  yalan dünya.


Çocukluğumda ölüm demek karabasan demekti ,keder demekti.Büyükce dünya da dünyamda değişti.

Her doğan gün yeni umutları getirir oldu.Ölüm  ise daha soğukkanlı duyumsanır oldu.

Müzeler,antik kalıntılar bende yaşamın ne de çok değerli,önemli,doyumsuz olduğunu düşündürür.Yaşamın

boşluğu,anlamsızlığı gider yerine sımsıkı sarılacağım hayat gelir.

Arada sırada beynimin kıvrımlarındaki ipler kopsa da,insanlar gözüme ucubeler gibi görünse de,yeni bir soluk

alıp başlıyorum dünyanın yalan olmadığına inanmaya.







24 Ağustos 2013 Cumartesi

MEMLEKETİM


       

         Yol uzayıp gidiyordu.Sarı sıcak tarlaların içinde.Önceleri her yer altın rengi başaklarla kaplıydı.Orak zamanı gelir, harman kaldırılır, tınaz atılır, buğday yıkanır, değirmende un olur, teknede hamur, ocakta sıcak ekmek.Gelir sofraya kurulur.

         Yol   daha da gidiyordu.Şimdi yeşil sıcak olmuştu her yan.Bereketli topraklar ekilip biçilmeyince yemyeşil ağaç olup ormana döndürmüştü yüzünü.Güzeldi.

                       Buralar benim diyeceğim  toprağın var ya.

          Yol yürüdü.Anılar da peşinden.Elmalık almış başını gitmiş.Ormana dönmüş.Arsız, özgür.Kenarda kıraliçe armudu kendini bırakmamış.Anarşiye inat salınıyor onurlu.

          Yıllar yıllar önceden kalan taş sütun selamlıyor geleni geçeni.Sıra sizde..yaşayın.diyor  buyurgan
Yol gidiyor, tarlalar gidiyor, ağaçlar salkım saçak yerlerde.Anılar bir bir dönüyor dünyaya..Kimi gülümsetiyor.Özlemle.Kimi hüzün dolduruyor yüreği.Taşıyamaz oluyorsun.İçin burkuluyor.

                         -Yemek hazır.haydi gelin    diyor yengem.




                  Uyanmak istemiyor canım. Yaşamak istiyorum geçmişte.