27 Eylül 2010 Pazartesi

unutulmuş resim



Yoğun ve yorucu geçen pazar günü,pazarertesi günü .
sevgili babamın marmelat tarifinin resimlerini unutturdu bana.
Tarifdeki marmelat işte böyle oldu.Pazar sabahı kahvaltılarında da bitiverdi.

Resimleri unuttum ama annemin yemeklerini asla.Onun yemek tariflerine TARHANA ÇORBASI ile başlayacağım.Hastalandığımda beni kendime getiren nefis çorba.
Marifet çorbadamı yoksa annemin şevkatindemi bilmem.

İşte böyle sevgili bilgisayar.Bir pazarertesi günü de  bitti.

Bazen 24 saat yetmiyor işleri bitirmeye.Daha yapacak çook işim var.

BABAMIN ELMA MARMELADI

Sevgili babam yokluk yıllarının sıkıntılarını bildiğinen , şimdilerin fes food israfını anlayamıyor.Çöpe giden yemekleri,ekmekleri gördükce içi acıyor.Devlete millete yazık deyip hayıflanıyor.

Toprakla büyümüş insan yine toprakla uğraşmak istiyor.Büyük şehirleri binalarından kurtulup Çatalcanın kırlarına gelmek annemle babama iyi geldi.Özellikl le de babama.Fidanken kendi diktiği elmalar bir çocuk zahmetiyle büyüyüyüp de elma vermeye başladığında onla beraber bizlerde sevindik.Bu yıl oldukca bol ürün oldu.Yani ihtiyaç fazlası mal.Bir dolu elma ye ye bitmiyor.Komşu haklarıda verildikten sonra dolu elma kaldı evde.Hoşaftı,kompostoydu derken bitmek bilmedi elmalarımız.Babamda onlardan marmelat yapmaya karar verdi.
Nasılmı?

4 elmaya 1 çay bardağı şeker hesabıyla.

Önce 4 elmaya ½ çay fincanı su ile özenle soyup doğradığı elmaları kaynattı.

Diğer yanda 4 elmaya ½ bardak şeker hesabı ile 1 fincan da su ekleyerek şekerleri eritti.

Kaynayan şekere çatalla ezmiş olduğu elmaları ekleyip kaynatmaya devam etti.


Sonrası :nefis bir elma marmeladı.



21 Eylül 2010 Salı

hikaye


    Yol boyunca,duraktan durağa,ışıktan ışığa ,çarpışıp durdu düşünceleri .Münübüs kırmızı ışıkta durdu.Her zamanki gibi arka koltuk, sağ köşeye sıkışmış oturuyordu.
     Yeşil ışık yandı.Araba hızlandı.Yağmur durdu.İneceği durağa az kalmıştı.
      Derin bir soluk  aldı."Tamam artık" dedi.."Herşey daha farklı ve çok güzel olmalı".Gözleri ışıl ışıl oldu. Kalbi çarptı.Kararını  vermişti.
      "İşte kırılma noktam"dedi.Gözlerinde öfke vardı.Kalp atışları daha da hızlandı."Ar damarımçatladı birkere.Kırılma noktama geldim.Patlamaya hazır mayın gibiyim artık.Dokunmayın bana".Derin bir soluk daha aldı.Verdiği kararla rahatlamıştı.Gülümsedi.
       "İnecek var"diye bağırdı.İnip yürümeye başladı.Yolda çantasını açtı.Anahtarlarını,cüzdanını,telefonunu çıkardı.Sol eline sıkıştırdı.Sağ elindeki  çantasını fırlatıp attı....

18 Eylül 2010 Cumartesi

BOĞAZİÇİ

      Bir öyle bir böyle salınıp gidiyor hayat.Yaz sonrası bir eylül gecesi.Biraz üşüsek de dışarılar hala güzel
      Sevgili arkadaşlarımla ,boğaziçinde, geleneksel toplantılarımızan birindeyiz.
      Boğazda deniz,denizde dalga
      Boğazda köprü,köprüde ışıklar
Arkadaşız:Sevinçlerimiz,kaygılarımız,umutlarımız aynı.Acilar paylaştıkca azalıp ,sevinçler paylaştıkca artıyor.

Fatih Sultan Mehmet i rahmet ve minnetle anıyorum. Bu güzel BOĞAZİÇİ ni bizlere bıraktığı için .Herne kadar eski (filimlerde,resimlerde gördüğüm)günlerdeki boğazı özlesem de....
Hala çook güzel.

13 Eylül 2010 Pazartesi

EYLÜL

Yemyeşil can erikleriyleaçtık ilkbahar,yazı.Ardından yeni dünyalar,şeftali,nektari ,kiraz ,vişne derken meyve bolluğu aldı tüm yazı.Karpuzla kavun ikizlerini de unutmayalım..Havaların soğumasıyla karpuzkarda azaldı sofralarımızdan.Anladık ki yaza yakışırmış bazı meyveler.
Daha narlarla ayvalar görülmediğine göre....35 yaş şiirindeki gibi sonbahar gelmemiş daha.
Ama okullar açılıyor artık.Kış gelecek demektir.
Okullar,çocuklar ve onların geleceği. Okul çıkşlarında ;onları gördüğümde,  yüreğim çoşku ile dolsada .Onlarla ilgili gelecek kaygılarım yüreğimi burkuyor.Endişelenmeden duramıyorum.Pırıl pırıl çocuk kalabalığı.Hepsi okuyup iş,yelecek  peşinde koşacak.
Onlara güzel,yaşanacak bir dünya bırakabilecekmiyiz?Korkum bundan.
Biz yinede güzel bakalım dünyaya ki güzel olsun herşey.

10 Eylül 2010 Cuma

DEĞİŞİM

Hernekadar Kafkanın kitabındaki gibi değişime uğramasak da okuduğumuz kitaplar,gezdiğimiz ülkeler,yeni arkadaşlar,işyerinde yaşadığımız olaylar.Herbiri ince ince değiştiriyor bizi.Yavaş yavaş ,farkında olmadan.İşte buna da tecrübe diyoruz.Yaşamımızın bileşkesi.
 Umalım ki bu bileşkemiz doğruya güzele gitsin.Tıpkı Tayland çekdiğim resimlerdeki manzaralar gibi.

4 Eylül 2010 Cumartesi

GEZİ 1-TAYLAND

      Altı günlük Tayland gezime başlamadan önce dudaklarımdaki gülümseme,gözlerimdeki ışıltı,gönlümdeki çoşku hiç bitmedi.Uçağa adım atar atmaz da hafıza kaybı oluştu.Ta ki geri dönüş yoluna kadar.Dönüşte de silinmiş hafıza bir bir yerine geldi.
      Her neyse tüm tatiller ,geziler gibi benimde Tayland gezim harikaydı.Önce Bangkok,altın ve zümrüt Buda lar,kanal gezileri .Sonra Phuket adası ve diğer ada turlar(phi phi).Yeşil deniz.Tropikal meyveler.Nefis Tayland yemekleri.Bunlar anlatmakla bitmez sanal ortamda.Kısaca:
1-Tayland a mutlaka gidin.
2-Klasik Tai masajı yaptırın.
3-Hava alanına iner inmez meyvelerden tadın.Beğendiğinizi gezi süresince doya doya yiyin.
3-Zümrüt Buda yı görmeden dönmeyin
4-Magnet alın ki buzdolabınızı her açışta Tayland günlerinizi hatırlatın.