21 Aralık 2019 Cumartesi

Bir hafta sonu cumartesisi

                                                                   

              2019 un bitmesine 10 gün kalmıştı. Şiddetli esen lodos ki en sevdiğim rüzgar , dallardaki

kurumuş yaprakları yerlere savurdu.

             Hafta içi yapılamayan işler, haftanın yorgunluğu ,gelecek olan haftanın telaşı .

İşte tüm bunların kaosu içindeydi  şehiri insanları .

             Lodosun ılık rüzgarı gitti.Akşamın soğuğu başladı kaldırımlarda.Artık yapraksız kalan ağaç

kışa hazırdı. Kışa hazırdı şehir. Yeni yıla da.

             Vahşi kapitalizm: Tüketin ki yeniden üretelim.Üretelim kazanalım. Daha çok üretelim.

Kazanın. Kazanalım.

               Fabrika tezgahlarından seri üretimlen çıkan, çalışanların ekmek kapısı ürünler tüm  

ışıltılarıyla satıştalar. Bildik AVM ler  tüketme iştahı ile dolup taşıyordu.

               Şehrin akşamı oldu karanlıklarda. Camilerin akşam ezanı duyuldu kulaklarda.


Ve işte bir hafta sonu cumartesisi de bitmek üzereydi takvim yapraklarında.Ve on gün sonra 2020

diye tarih atılacaktı yepyeni günlüklerin bembeyaz taptaze sayfalarına.









           

     

6 Kasım 2019 Çarşamba

zamanın içinde , zamana direnen evler









               
Sevgili bilgisayar: Gezip görmek iyi geliyor bana.

Düşüncelerede peşi sıra gelir baksana:


           "Zamanın içinde zamana direnen evler.Duvarlardaki samanlı killi sıvalar.Kapının boyasının  

rengi . Herbirinde ipuçları var yaşanmışlıkların. Ama; Çanak anten de takılı .En çok da o düşündürdü

beni . Evi yapan ustaları rahmetle andım.Deselerdiki  onlara; elektrik gelecek, su gelecek, internet

gelecek bu yaptığınız evlere .

         Her yan ışıl ışıl olacak.Dünyanın bir ucunda söylenen şarkılar dinlenecek.Musluklardan sıcak

sular akacak.Gün ısıları ile ısınan . İnsanlar birbirini görerek -uzaklarda olsalarda- konuşacak".


          Sonra da sordum kendi kendime

- BENDEN SONRA NELER OLACAK ?



     

       







29 Eylül 2019 Pazar

BİR YUDUM "İNSAN SEVGİSİ "KALDI...


Bugün pazar. Evdeyim. Nilüferin güzel sesinden güzel aşk

şarkıları dinliyorum. Kahve içtim. Dışarıda sonbahar var.

sonbaharın ilk ve en güzel ayını da bitirdik. Eylül.

Önce çınarlar dökecek yapraklarını. Sarardılar. Korudaki

çamlar inatla yeşiller. Yaz kış ve her baharlar.

Nasıl sevilmez bu ağaçlar, bu yeşillik,  bu doğa.


         Ah insanlar ,insancıklar, zavallı varlıklar.(ben de dahil)

Bir yudum insan sevgim kaldı .Onu da bitirmek istemiyorum.


Yoksa insan sevgisi yerine nefret başlayacak. Korkuyorum.





21 Ağustos 2019 Çarşamba

DERTLEŞME




   



               Sevgili Bilgisayar:


        Ne çok zaman geçmiş. Nisan mayıs haziran hatta temmuz. 2019 yılını yarılayıp da 8.ay ağustosa


onun da 22 sindeyiz. Bugün haftanın 4. günü . Yani perşembe.Hava yağmurlu. Ağustos ayına

yakışmayan soğuk var dışarıda.


         Sabah sabah ne istiyorsun sen bu hayattan diye sordum kendi kendime. Ne istiyorsun GÜLAY

5. dekat bitmek üzere. 6. ya başlayacağım. Yıl bitip 2020 geldiğinde.

            Önce dünya diyelim: Barış kardeşlik ve mutluluk istiyorum ama şimdilik kendilerini büyük

devlet diyenle  küçük devletleri iplerini eline almış oynatıyorlar. Diyorlar ki 3. dünya savaşı

çıkacak. Hadi canım siz de . Zaten sürekli savaş çıkmış bile.İnsanlar ölüyor. Çocuklar

ölüyor. Yıkım var . Üzülüyorum .

            Bunla da kalmıyor 21.yüzyıldaki vahşi kapitalizm katmış önüne parayı son hızıyla

ilerliyor. Nereye.

            Dağları taşları deliyor, yeşilliği yok ediyor. Havayı toprağı ve suyu kirletiyor. Pis

atıklarıyla. Nereye kadar sürecek bu yıkım. Buna da üzülüyorum.

           Yine de her yeni güne seviniyorum. Nedensiz. Karamsarlık bana yakışmaz diye. Derin derin

nefes alıp vermenin keyfini çıkatıyorum  kendimce.

            Ben sonuçta bir damlayım  koskocaman  okyonusda. Herkes gibi bu hayatta. keyfini sürmeye

çalışıyorum . Herşeye ve herkese rağmen.

         
                                                     Eyyy insanlar.Sizde sorun kendinize.

        Ne istiyorsunuz bu hayattan ?


17 Mart 2019 Pazar










Merhaba sevgili bilgisayar. Ben erik ağacı.  Kıştan sonra baharın yeni yeni gelmeye başlamasını    

müjdeledim sizlere. Ben çiçek açtım. Tüm dallarım beyaz beyaz renklendi. Nefes almaya 

başladım.Etrafımda  arılar  vızıldamaya başladı. Börtü böcek uçuşur oldu. Kuşlar kelebekler öter 

oldu dört bir yanımda. Anlatmaya çalıştığım : Sizin doğanın uyanılı dediğiniz şey yaşanır oldu 

koruda. Diğer ağaçlarla beraber. Hoş kimisi daha derin kış uykusun da ama onlarda uyanacaklar 

sıcak güneşin altında. Merak etmeyin. Yaşam döngümüz sürecek var olduğumuz sürece. Doğanın 

dengesi diyorsunuz ya.
    
    Duydum ki bazı insanlar ki onlar evcilleşmemiş yaratıklar koruyu "sit alanı "dediğiniz şeyden     

çıkaracaklarmış. Anladığım buraya sesleri kuvvetli makinelerle falan düzenlemeler yapılacakmış 

Herkese açılacakmış. Bakımsızmış  falan .
      
      Yalan. Her tarafı açık buranın.Kilidi yok .Her yer ücretsiz .kimsenin değil .Yalnızca buraya 

gelenlerin. Gelenler de çok yani. Kimisi sabah erkenden kalkıp yaz kış koşuyor buralarda. Kimisi      

yürüyor arkadaşlarıyla. Çoluk cocuk dolaşanlar da oluyor.
     
      Arada etrafa içtiği suyun şişesini yediklerini poşetlerini işte öyle çer çöp atanlar da var 

yani. Hani şu insanlar. EVCİLLEŞMEMİŞ  gurubundan olanlar.

               DİĞECEĞİM O Kİ: BİZ BURDA MUTLUYUZ HUZURLUYUZ. DENGEMİZİ 

KURDUK. YAŞIYORUZ. BİR YAPRAĞIMIZ, BİR DALIMIZ BİLE OYNAMASIN YERİNDEN.

 SİZ EVCİLLEŞMEMİŞ İNSANLAR . UZAK DURUN BİZDEN. GÖLGE ETMEYİN. BAŞKA BİRŞEY 

İSTEMİYORUZ SİZDEN.LÜTFEN






23 Şubat 2019 Cumartesi

YALOVA -YÜRÜYEN KÖŞK




                             Yalova: 1930 larda İstanbulun ilçesi iken 1995 yılından beri 77.ilimiz olmuş.Yalovada 

da tarih saklı.Kıyılarda , köşelerinde.bunlardan biri de 

     YÜRÜYEN KÖŞK
            
 Yıl 1930 Yalova sahili .Sahilde yıllanmış çınar ağacı, yanında iskelesi ve iki katlı mütevazi 

ev.Karşılarda İstanbul silüeti .
    
   “iki katlı bu ev Ulu Önder Atatürk ün İstanbul dan gelerek çalıştığı ,yeni kurulan TÜRKİYE 

CUMHURİYETİ için önemli karaların alındığı mekan.Böyle zamanlardan birinde bahçıvanın binaya doğru 

uzanan çınar ağacının dallarını kesmeye çalıştığını görünce 
  
        -Ağaç kesilmeyecek.Bina kaydırılacak-

10 ağustos 1930 da temellerine inilerek altına tramvay  rayları yerleştirilen bina 4metre 80 cm ileri

taşınır.Çınar ağacının dalları ATATÜRK sayesinde kesilmekten kurtulur.”
    
  Şimdi ağaç, denizin kıyısında yapraksız dallarıyla hala ayakta.Ev ise görevli rehber eşliğinde ziyaret 

edilmekte.

"Her şey o günki gibi duruyor.Zaman durmuş.Atatürk ün dinlendiği odanın saati.9u beş geçe yi  

gösteriyor.Odaların perdeleri yeni açılıp, yeni güne başlamış sanki. Misafir terlikleri yerli yerinde 

duruyor.Duvarda Zonaro nun İstanbul manzarası.Zübeyde hanımın oğlu için işlediği yorgan da sergilenen 

eşyalar arasında.”

     Siz zamanın birinde uğrarsanız Yalova ya “YÜRÜYEN KÖŞ” ü mutlaka ziyaret edin.Zamanın 

durduğunu göreceksiniz.Duygulanacaksınız.Minnetle anacaksınız ATATÜRK ü yeniden.


2 Şubat 2019 Cumartesi


HEREKE.

İstanbul Ankara kara yolu üzerinde kahverengi tabela ile yazılı HEREKE yi hep merak etmiştim.Yolumuz oralara düştü.Paylaşayım istedi.

         "Güneş şehre doğmuştu .Şubat ayının ilk günlerini yaşıyordu dünya.Kışın uyuyordu doğa.

 çok eski zamanlarda şekillendiğinde yeryüzü. "izmit platosu" adı verilen düzlük oluşmuş.Bu

düzlük yarımca derince,  kalburca da denize paralel iken HEREKE de denizde dik sonlanmış.

 Yani yerleşimi sınırlı ama ulaşımı zor , güvenli bölge olmuş .Bilinen 1200  lü  yıllardan beri yerleşim

alanı  insanlara.Kale yapıp sığınmışlar buralara.Sırtlarını dağlara dayayıp denizi önlerine

almışlar.Deniz bereket olmuş onlara.Bir ulu pınar da şehri bölüp denize karışmış .O günden beri

yaşıyor insanlar.Bir yanı körfeze bir yanı dağlara bakan HEREKE de


       Bir düşünün :(Şimdiki izmit körfezini değil) Güneşin ışıklarında sakin sakin parlayan deniz

sularını.İçinde binbir çeşit balığın mutlu ve huzurlu yaşadığını.Sandalda nazlı nazlı kürek çekerken

siz denizin dibinde salınan yosunları gördüğünüzü.


Doğa insanlara sonsuz bereketini sunsa da fetih adına yapılan savaşlar sürmüş gitmiş eski

zamanlarda.1327 yılına gelindiğinde osmanlının eline geçmiş kale.Bizanslılardan.Osmanlı

imparatorluğu boyunca gözde yerlerden olmuş.Fabrika  yapılmış 1843 yılında.Buharlı trenleri su

aldıkları istasyonda.


Şimdi :2019 yılının şubat ayının 2 sindeyiz.Tarihi kale  restore ediliyor!yani yeniden kale

yapmışlar.Dokuma fabrikası kapıları zincirlenmiş. Kapalı. Wilhem köşkü.Kapalı.İnsanlar bu kış

gününde içlerini ısıtan güneşten faydalanmak için dolanıyorlar eşleri, çocukları, arkadaşlarıyla.



       Ve gün battı .Denizin üzerinden.Peşinde rengarenk gökyüzü bıraktı.Şehirde akşam oldu.Evlerin

ışıkları birer birer yanmaya başladı.

       Ulupınar deresi çağlıyor.Çoşkuya.

Yani bir tarih saklı HEREKE de .Gezip ,görüp ,bilene.