21 Mart 2016 Pazartesi

YETER ARTIK

 YETER ARTIK

YILLARDIR AYNI ATEŞ

AYNI KAN  AYNI GÖZYAŞI

MEZARLIKLAR GENÇ İNSANLARLA

DOLDU

DAHA YAŞAYACAKLARI YILLARI VARDI



NEDİR BU

BU KİN ,BU NEFRET

NEDEN ÖĞRETİLİYOR?



DOĞAR DOĞMAZ DÜŞMAN MIYIZ Kİ

SEVGİ,HOŞGÖRÜ,İYİLİK

NEDEN  ÖĞRETİLMİYOR.





BİRİLERİ KURGULUYOR

OYUN OYNATIYOR

BEN BU SAVAŞ OYUNUNU

OYNAMAK İSTEMİYORUM Kİ

24 Şubat 2016 Çarşamba


Bak  sen, ballı  babalar açmış.
                  
                                 Bulabildikleri bir avuç toprakta.Hiçbir şeyi umursamadan.

Ne diyebiliriz ki.Umurlarında mı ki olan bitenler.Memleket de 

                                  Ateş düştüğü yeri yakar derler ya.

Ağlayan yine analar mış. Gerisi yalan ağlarmış.






6 Şubat 2016 Cumartesi

yılın 2.ayı




2016 yılının 2. ayına da geldik.Bitiriyoruz neredeyse.


                            Dışarıda rüzgar,yağmur  var. Sayılı fırtınalar dan biri olmalı.Kırlangıç mı,Kocakarı mı

bilmem ama.

                         Fena soğuk  rüzgar var.Dün gece kim bilir kaç ağaç kökünden sökülüp gitti.

Üzülüyorum devrilen ağaçlara.İçindeki dayanaklardan biri gitmiş gibi geliyor.Çok mu yük

yüklüyorum bu güzelim yeşilliklere?


                       En güzeli kitap okumak diyelim.Kitap okumak insana iyi gelir.Alıp  götürü .

İçindeki sıkıntıları dağıtır.Günlük hayatın acımasız gerçeklerinden an itibariyle kurtarır.

                        Kitap okumak insana iyi gelir.

  Banada PATASANA iyi geldi.Kısa sürede okudum.

Çorum a gittiğimde hayran olduğum HİTİT lerle ilgili ne güzel roman yazılır demiştim.

Yazmış.Ahmet Ümit.Eline sağlık.

Bırakıp gevezeliği .Ben döneyim kitaplarıma.Biraz müzik okuyayım."Ayşe"nin Müzik Kitabı."

Biraz eskilerden."Mor Çepkenliler".

24 Aralık 2015 Perşembe


 almış başını gitmiş zaman
hüzünler dertop olmuş. saklanmışlar köşe başlarına

ılık,mevsimler hatırlatmış yaşanmışlıkları


kah sevinç,kah keder,kah öfke olmuş

hatıralarda kalan yaşam izleri.
 hiç bitmemeli :genlerine işlemiş yaşam sevinci


sevgiyi,hoşgörüyü kaybetmemeli


sevmeli, börtü böceği,dağı ,kırı ,bayırı.

doğan güneş le doldurmalı yaşam sevgisini

yüreğine

hiç bitmemeli gelecek güzel günler umudu


doyasıya nefesle doldur ciğerini


uzun uzun seyret akıp gide nehirleri





11 Kasım 2015 Çarşamba

AMASRA


 Yıllar sonra yeniden AMASRA dayım.Hep yazını,sıcağını, yağmurunu gördüğüm yerlerde  bu sefer  sonbahar.Biraz da kış.Deniz bir başka güzel.Gökyüzü onu kıskanmış ,daha da güzel.

 Tavşan adası yine orada.Yalnızlığın tadını çıkarıyor.
Kale içi evleri yine sabah deniz,akşam deniz,gece deniz.

Gel de orada bir ömür yaşama...






Uzaklarda  bir yerden de  Pers kraliçesi AMASTRİS de özlüyor olmalı.Güzelliğini borçlu olduğu  havuzu.




Bu coğrafyada zaman hala sürüyor.Gelen geçen insanlara inat.Diyor ki ben hep buradayım.Burada olacağım.Dalgalar kah  nazlı nazlı,kah coşkulu  vuracak  kıyılara.Güneş yine doğacak,tüm güzelliği ile kızıla bürünüp batacak.Ben yaşamak istiyorum diyecek.Siz insanlar; yeter ki gölge etmeyin bana diyecek.







3 Ekim 2015 Cumartesi

RADİSSON BLU #İSTANBUL#TOPLANTI



 Hızla değişen dünyaya tıp alanındaki değişikliklerde eşlik ediyor.Bilirsiniz işte.En son yenilikler.Falan. Bende bu maçla gittim bir bilimsel toplantıya.Şişli ye. “Radisson  Blu”  otel dekine
                                  

Önce yol tarifi aldım.Google dan.Şişli metro ve otobüs durağına yürüme mesafesinde imiş.Diyordu.
              

                            Üsküdar Kabataş :Güzelim boğaz seyrederek geçtim karşıya.Deniz.Her zamanki gibi beni benden aldı.Bir yanım Marmara denizi,bir yanım boğaz içi.Her iki kıyıdaki bina yığınları canımı sıksa da keyifli bir 15 dakika geçirdim.
                            “ Toplantıya gitmek için en özel nedeni de buydu aslında”

                          Kabataş-funiküler:Yola devam.Arabaları,insanları yara yara ulaştım durağa.Yerin altından Taksime.

           

                             Taksim:İçim burkuldu yine.Burası ne çok insanın ölümüne neden oldu Yarabbim…Derin derin iç geçirip sağa sola baka baka şişliye doğru yürüdüm.


                             Radisson Blu:Beş yıldızlı ,yüksek katlı, ismi yabancı ,İstanbul otellerinden biri.Kimbilir kimin.Kimlerin.(Kimileri pek bilir bunları."Zenginin parası züğürdün çenesini yorar misali”kimin kimlerin ortaklığı,vs.Tanımadıkarı zenginleri,tanıyor gibi.Bunlarda benim çenemi yordu).Parantez içi laf olsun hadi..
    
  Otel lobisi bekleşen insan dolu.Çoğu turist.Gidenler,gelenler.Onlar orada bekleşe dursun.


    Bir gelen de  bilimsel toplantı saati:Konuşmacılar,konuşmalar,anlatılanlar,tartışmalar,dinleyenler.
Yapacaklarımın doğruluğunu bilmemin rahatlığıyla düştüm geri dönüş yoluna.






Birde baktım ki "şehrin ışıklarında "kaybolmuşum





27 Eylül 2015 Pazar

KARAMSAR YAZI- II-




            Ya sevgili bilgisayar.Biraz dertleşelim.Cevapsız sorular olmaya başladı hayatımda
   Yaşadıkça.

Çocuklar büyüdü.Senin yanıbaşında  senden bir parçayken,karşında birey oluverdiler.İşte o zaman o cevapsız sorularla karşılaşıyorsun
              -Ne zaman büyüdü bunlar?                                                                                                                                                  
Annene ,babana bakıyorsun.Hayatta yaşlılık diye bir şey varmış.Farkına varıyorsun.Sonra anneciğim soruyor.
              -Ben niye böyle oldum?

Çevreni şöyle bir kenara bırakıp kendine yöneliyorsun.Kalp çarpıntıları başlamış,tansiyon yükselmeleri de ,uykusuz gecelere diz ağrıları da eklenince diyorsun ki kendine
              -ne oluyor yahu?

Aklından film şeridi gibi yapacakların geçiyor.Okuyacak kitapların raflarda daha.Gezip görülecek yerler sıra bekliyor.Eh söylenecek sözler de var daha.
             -nasıl yetiştireceğim bunları? Sorusu cevapsız kalıyor.
Halbuki kırk kere söyledi annen.

Her şeyi  zamanında yapmak lazım.Bugünün işini yarına bırakmamak lazım diye……

                                                                               “anne sözü dinlemek varmış”