Bir haberle;
Sessiz, sakin sokakların evlerinde sessiz, itaatkâr, kaderine razı insanlar döküldü sokaklara.
Büyükşehir belediye başkanının diploması iptal edildi. Gözaltına alındı.
Ve ülke hop oturup hop kalkmaya başladı.
Mecliste, sıcacık koltuklarından kalkıp halkın arasına karıştılar takım elbiseleriyle.
Tüm sosyal platformlarda bangır bangır bağırmaktan sesleri kısıldı.
"Aday oldum, senden farklı düşünüyorum. Senden değilim." diyenler
nedenli nedensiz suçlamalarla şimdi hapishanede.
"Hukukun üstünlüğü" anılarda mı kaldı, yoksa?
Tüm birimler teyakkuzda.
"Öyle mi yapalım, böyle mi yapalım?"
İnsanlar, kıyıda olan biteni, olacak biteceği izliyor.
Sabrı taşıp da meydanları dolduranlar da az değil.
Giriş, gelişme, sonuç.
Böyledir belirlenen hayatın ritmi.
Bırakmayı bilmenin erdemiyle de yaşanmalı hani.
Bugün neler olacak diye heyecanlanırken, yaşadığımız kaygılara bir de korku eklendi.
Deprem oldu.
Tüm ülke, topluca İstanbul oldu.