31 Mart 2026 Salı

CEMRELER ...



31 Mart 2026 Salı

Sevgili bilgisayar, şimdi de büyüklere masallar başlasın bakalım. Bu da masallardan kısa bir alıntı…

"Baharın cemrelerinin düşüşü bitmiş, güneş kış yorgunu insan bedenlerini, toprağı, ağaçları, börtü böceği ısıtmaya başlamıştı. Parkta yürürken, yağmur sonrası kabuklarından dışarı çıkmış sayısız salyangoz gördüm. Onların kabuk evlerini arayıp bulduğum günler geldi aklıma.

Bahçede, içi boş ya da yarı toprakla dolu, renkli, irili ufaklı terk edilmiş salyangoz kabuklarını toplar; yıkayıp kuruttuktan sonra cilalar ve evdeki kütüphaneye koyardım.
En sevdiğim şeylerden biriydi.

Taşınmalar sırasında onları kaybettiğimi düşünüp üzüldüm. Onları yeniden toplama enerjimin de olmadığını fark ettim.

“Her şey zamanında,” diyen annemi hatırladım.
Yani salyangoz kabuğu toplamanın zamanı geçmiş miydi?
Biraz üzüldüm. Ben istasyona varmışım da tren kalkıp gitmiş miydi yani?

Derin bir iç çekip adım sayarıma baktım. Hedefe 500 adım kalmıştı. Yolun ortasına kadar gelmiş salyangozu ezmeden geçip gittim.

Adımlarımı tamamlamak üzereyken, parkta annesinin yanında yürüyen bir çocuk ağlıyordu. Az önce düşmüş olmalıydı. Ağlama sesine aldırış etmeden, hatta duymazdan gelerek adımlarımı hızlandırdım. Kulaklıkları takıp, güneşin sıcaklığını hissettiğime sevinerek gülümsedim. Telefonumda kayıtlı senfonik türküleri dinlemeye başladım. Erkek ve kadın seslerinin güzelliğine, insanın ruhunun derinliklerine işleyen tınılara hayran kalarak yürüyüp gittim…"

Ve bir başka alıntı…

“Hava durumu, şehir için bir haftalık tahminde her günün yağmurlu geçeceğini bildirdi.” Bu habere herkes çok sevinmişti. Susuz geçen yaz aylarını düşünüp, azalmış, neredeyse tükenmiş baraj sularından sonra gelen bu yağışlar insanların içine su serpti. %56 olan baraj seviyesi sayesinde yazın susuzluk çekmeyecekler, evlerde su kesintileri olmayacaktı.

Su her şey demekti."

-İşte böyle devam edip gidiyor cemre masalları…


28 Mart 2026 Cumartesi

KARS


Yıllar öncesinde yaşanmış yerleri görmek ve anlatmak… Yaşadığım şehri geride bırakıp yeni, bilmediğim yerler görmek; oralarda yaşamak, sonra yeniden şehrime dönmek… Gördüklerimi, duyduklarımı ve duygularımı paylaşmak… Sevdiğim şey bu. Başlayalım:

“İki şehir arasında uzanan yollar, geçilen köprüler, tünellerle aşılan dağlar ve düzlükler… Yol boyu seninle birlikte bir o yana bir bu yana akan nehirler, çaylar, sular… Ve seni hiç bırakmayan kar… Seyrine doyum olmayan manzaralar…”

İşte böyle başladı Kars’tan Erzurum’a tren yolculuğumuz.


Önce Kars Kalesi… Burcunda şimdi Türk bayrağı asılı. “Vatan sana minnettardır” yazısının yanında Mustafa Kemal Atatürk’

Minnettarız.

Antik çağlardan beri yaşanılan topraklar buralar. Hurriler, Urartular, Sasaniler… MÖ 9000’lere kadar uzanan bir yaşam… Kars Müzesi’nde gördüğüm cilalı taşlar, toprak kaplar, metal savaş zırhları… Yaşamışlar, savaşmışlar, eserlerini bırakmışlar. Tarih sayfalarında adları kalmış, müzelerde hatıraları…




1064 yılında Alparslan savaşarak ele geçirmiş bu toprakları. Kale güçlendirilmiş. İçinden nehir geçen Kars, her zaman insanlara ev sahipliği yapmış. 1877-1918 yılları arasında, tam 40 yıl boyunca Ruslar yaşamış burada. Şehrin geniş, ferah, karla kaplı sokaklarında hâlâ sakin ve sessiz duruyorlar . Baltık mimarisinin güzel örnekleri…



Kız kardeşimle ben, 2026 yılının mart ayında kar yağan sokaklarda yürürken, 1921’de şehri geri alan Kazım Karabekir Paşa’yı minnetle andık.

Antik dönemlere uzanan, kat kat yaşam izleri taşıyan; bugün ise Ermenistan sınırında sessizliğe bürünmüş, kar altında huzurlu taş yapılar: Ani…


Soğuğuna dayanılamayıp donan Çıldır Gölü… Buz üstünde kızak çeken, üşümesin diye üzeri örtülen atlar… Aynalı sazanlar… Soğuk… Kar yağınca duran zaman ve baharı bekleyenler…


EVELİK ÇORBASI:

Acıkıp yorulup üşüdükten sonra içilen, insanın içini ısıtan bir akşam yemeği: Evelik çorbası…

Evelik otu yazın toplanıp kurutulur ve kışa saklanır. Yeşil mercimek, patates, kuru soğan, bulgur, salça ve sade yağ… Hepsi yazdan hazırlanıp saklananlardan. Çünkü buralarda kış uzun sürer.

Sonra Erzurum…ve biz.