18 Nisan 2025 Cuma

MEMLEKET HALLERİ: 1

 

Evet sevgili bilgisayar…

2025 yılının güneşli bir Nisan ayının 18’indeyiz.

Günlerden Cuma.

Hop oturup hop kalkıyor memleket. Protestolar, boykotlar, isyanlar…

Ne olacak bakalım bu güzel memleketin halleri?

Ben güzel memleketimin halini düşünürken

bugün şu sözle karşılaştım:
Sokrates demiş ki:
"Bilgi, erdemdir." (Yunanca: “Hē aretē estin epistēmē”)

"İyilik. Mutluluk. Sevgi. İyi olma hali. Erdemli ve bilgili olma durumu…

Bilgi; beynini sakinleştirir. Bir doğru yol tutar düşüncelerin.

Erdemli oldukça da sakinleşir yüreğin.

Doğru bir yol bulur duyguların. Yüreğinin karanlık yerleri küçülür.

İyilik, güzellik, sevgi ile dolar kalan yer".

Yani diyorum ki:

“Bilgili oldukça, düşüncelerin ve duyguların sakin sakin sıraya girer hayatında.”

“Erdemli oldukça da sakinleşir yüreğin.”

“Yüreğinin karanlık yönlerini küçültür;

iyilik, güzellik, sevgi ile dolar kalan yer.”

Ve derken…


İyi olmaya başlamalı hep beraber bir yerlerden.





13 Mart 2025 Perşembe

FAS

 


 Fas: Adını  duyduğum, resimlerini  gördüğüm , zamanın eskilerde takılı kalmış olduğunu düşündüğüm ; güzel ülke. Ve bu ülkenin insanları. Dağlarına taşlarına kazımışlar hayat felsefelerini. ".ALLAH KIRAL VATAN” Bırakmışlar kendilerini bu üçlemeye. Yaşayıp gidiyorlar yeryüzünde .Deniz de kıyıları olan bereketli topraklar. Çağlar boyu paylaşılamamış .Birileri gelip hep istila etmiş vatanlarını. Korsanların sığınağı olmuş. Diğer ülkelerin sömürgeleri olmuş. Kralları tutsak ,sürgünde yaşamış. Bağımsızlık kazanılmış.Ve FAS:



KAZABLANKA . İşgalci Portekizlilerin “beyaz şehri.” Şehrin adını duyuran 1942 Hollywood  filmi.Fas ın günümüz mimarisinin örneklerinin çok olduğu ,ekonominin kalbinin attığı şehir.1993 de yapımı tamamlanmış  islam dünyasının en uzun minareli büyük cami:Hassan II camii.   

Yıllar yıllar sonra   camiyi ziyaret edeceklere "1993 de bitirilip ibadete açılan ve o yılların en uzun  minareli (210m)  camii "diye anlatacaklar.


 Mavi şehir ŞAFŞAVAN . Dağın yamacına yaslanmış maviye boyanmış her yan süslenmiş bekliyor meraklıları. Kaldırımlar insan yorgunu. "Yeter gelmeyin dinlensin şehir " diyesi geliyor insanın.


















Aynı kalabalık FEZ sarı şehrinde de sürüyor. Merakla arşınlanıyor taş yollar. Eski yaşanmış daracık sokaklar. Ürperiyor insan. Sanki birisi çıkıverecek karşına yıllar öncesinden. İşte öyle eski ,öyle inanılmaz .Nasıl hayatlar yaşanmıştır kim bilir diye geçiriyorum aklımdan. Akıp giden zaman. Hep yenilenen hayat. Hala da sürüp gidiyor. İnanasım gelmiyor. Öyle daracık sokakların güzelliğine. ,Hayran kalıyorum


Hayat bilmediğimiz zamanlarda başlayıp ,bilemediğimiz zamanlara kadar sürecek. Yaşayıp gidecek dünyaya gelen.İz bırakarak.
Fas gezimde gördüm ki; turistler görülecek "turistik yerleri"i görüp ziyaret edip anı birktirip gidiyor.Bunun yanına Fas2ın insanları da evlerinde, şehirlerinde ,doğduğu topraklarda sürdürüyorlar hayatlarını. Eskini yanında yükseler binaların içinde.





25 Şubat 2025 Salı

25 ŞUBAT 2025


Katman katman yaşadığımız dünya. Bizden önce yaşayanlar

bizden sonra yaşayacaklar. Her biri bir yerde yaşamların. Kuş

uçuşu mesafeler kalmadı artık. Göz açıp kapanana kadar

geçiyor zaman. Bir oradasın. Bir burada. Yani hayat her yerde

diyorsun. Mevsimler aynı, gündüzler aynı. geceler

aynı. Güneşimiz aynı. Ayımız aynı .Her birimiz bir başka DNA 

sarmalıylayız. Çeşit , çeşit. Rengarenk.








Her birimiz, diğerimizi merak ettiğimizden bu yollara düşme

hevesimiz. Neredeler ? nasıllar ? Nasıl yaşamışlar. Nasıl

yaşıyorlar. Dağlar taşlar ,uçan kuşla nasıl. Her yeri  başka

güzel dünyamızın. Her yer göğaltı olsa da deniz aynı deniz

değil işte. Köpürüp kıyıya vuran dalgaların coşkusu farklı. Gören göze. Başka renk ,başka doku , başka hayatlar.

          İşte bu merak beni yollara düşüren. Haydi o zaman yollara...




27 Ocak 2025 Pazartesi

HOŞ GELDİN 2025 yani 65


 Eski resimlere bakmaz olduk. Kendimizi tanımadığımız. Bulup kıyıdan köşeden eskiden basılmış resimleri ,paramparça yapıp ulaşılmaz yerlere atmak istedik. Kim yaşadı bunca günü,ayı,yılı. Kim yaşadı. Anıları bile hatırlamaz olduk. Sanki başka biri yaşadı tüm bu geçen yılları.

 Zaman nasılda iz bıraktı. Ruhta, bedende. Hiç silinmeyecek cinsinden. Ve giden her neyse  asla geri gelmeyeceğini anca anladık.

Sonuçta ;yaşanmış ,yaşlanmış ,yorulmuş yıllar.


Toprağı kurtaracaktık.Topraktaki  çiçeği,topraktaki böceği,topraktaki insanı.Çiçek çocuklarıydık biz.Ütopyaya  sıkı sıkı sarıldık…

  Büyüdükçe gördük ki ; meğer ne çok ayrık otu varmış…Tüm bahçemizi kaplamış...Başka renge izin vermeyen.


   Basit bir  istekti onlara göre barış .. Kardeşlik.


Ah gerçekler:

“Keşke bilmeseydin. Bu yalan hep sürüp gitseydi.”












Doyulmamıştı ki daha güzel yıllara.

26 Aralık 2024 Perşembe

FENER- BALAT

 


VE TUR BAŞLADI

“Sanırım işi bırakmanın keyifli bir yanı da hafta içi sabahları herkes işe giderken senin “tur” ile şehri gezmeye başlaman.

     Günlerden çarşamba. Mevsimlerden kış. Hava soğuk değil. Yağmur yok. Şehri gezmek için güzel zaman. Dolmuşlar, otobüsler, vapurlar insan taşıyıp duruyor. Her yan kalabalık.

      Sense  başlangıç yerine geliyorsun gezilecek rotanın. İstanbul Tükenmeden.(Nasılda anlamlı) Fener, Balat turu.



 Şehir almış başını gidiyor. Günü yaşamak için. Ben ise ta eskilere gidiyorum kaldırımlarda yürürken. Hala sağlam kalmış surların kırmızı tuğlalarına takılıyor gözüm. Aralardan fışkırmış yeşillikler, hayran hayran bakıyorum. Bir hamam dan söz etti rehberimiz .Mimar Sinan eseri. Yıkılıp kaybolmamış hala. Restorasyonu, yeniden canlanmayı bekliyor. Restore edilip hayata döndürülmüş fener evleri ki zamanında zenginleri haliç kıyısındaki yalılarıymış. Ahşap kısımlar yanmış. Taş, tuğla duvarlar restorasyonla  yeniden günümüze uyarlanmış. Sergi mekanlarına dönüştürülmüş. Evler yan yana, daracık sokaklar; Camiler. Kiliseler. Sinagoglar. Yanlarında Haliç'in suları. Balığı bol, bereketli ,tertemiz olmalı eskiden. Fener, Balat, Cibali setleri ve onun Haliç kıyısındaki sahilleri.



   Şehrin eski şekercisini, meşhur işkembecisini ,şarkılardaki Agora meyhanesini, eski dükkanlarını görüp iç geçiriyorsun. Yıllarca yaşanmış ,halada yaşanılan yerlerde gezerken ,tükenmesin buralar diye umut ediyorsun.

 Tur bitiminde “dünyaya dönmek” zor olsa da şehrin akşam telaşına kapılıp gidiyorsun.



23 Eylül 2024 Pazartesi

BİR ŞEHİR:ST PETERSBURG

   Gidiyorsun . İstanbul- St Petersburg arası. Uçaktasın. Sen ve bulutlar var yalnızca. Bir de gezip göreceğin yerlerin hayali. Silindi geçmiş. 

“Pegasus hava yolları'nın sabiha gökçen-st petersburg tarifesi ile PULKOVO havalimanına ulaşıp, 39 nolu mavi renkli  otobüs ile Moskovskaya  metro istasyonuna ulaşıyorsun.Ulaşım kolay ve ucuz. Havaalanında her türlü para birimini kendi paralarına çeviren yerden güvenle aldatılma korkusu yaşamadan paranı çevirebiliyorsun.”

      







  Metrolar ışıl ışıl .Tertemiz. Her birinde ayrı güzellik. Yıllar öncesinden ve hala  duran avizeler. Lambalar.resimler. Heykeller.  Nerenin resmini çekip nerenin keyfini çıkarayım diye şaşıp kalıyorsun. Hafızanda ışıl ışıl avizeler kalıyor sonunda.

   Metrodan yeryüzüne çıktığında 19.yüzyıla gibisin.Dümdüz St Petersburg’da sıralanmış birbirinden güzel birer sanat eseri gibi uzanan apartmanlar. En güzel bina buydu, derken bir yenisi çıkıyor  karşına. Yollar tertemiz.

     “Otelimiz Nevsky caddesi ile kesişen  Vladimirsky caddesinin üzerinde.Biraz ingilizce biraz beden dili ile anlaşıyoruz resepsiyondaki görevliyle. Ama para peşin diyor.








“Kredi kartlarımız çalışmıyor. Savaşı sırasında konulan ambargo hala geçerli.  Paramızı çevirmeye banka aramaya  çıkıyoruz.Bankadakiler de güler yüzlü,yardımseverler.”

        Sonuçta yüksek tavanlı,eskilerden kalmış ama restore edilip modernleştirilmiş tertemiz odamıza yerleşiyoruz.Çay ve su ikramımız hazır.

            Şehirler  yürünerek gezilir.Hikayesi ile beraber.Burada  300 e yakın gezilecek görülecek müzeler ,evler,sarayları gezmek tercihinize kalmış.


1703 de.Rus çarı 1.petro kuzey savaşları sonrası aldığı  ZAYACHY adasında kale inşaatı  ile başlamış şehir kurulmaya. Yüzlerce insan çalışmış. Zorluklarla sürdürülmüş . Zor günler geçirmiş şehir. Ayaklanmalara,çarlara yapılan bombalı saldırılara  tanıklık etmiş . Kuşatma altında kalmış ikinci dünya savaşı sırasında. Bombardıman altında kalmış. Açlık çekmiş.”

    Peterhof Sarayı,Puşkin Kasabası,Katerina Sarayı,Ermitaj Müze Sarayı;Lüksün gösterişin hala yaşadığı yerler.Sarı renk altın ve zenginlik göstergesi. Büyük bakımlı bahçeler,havuzlar.Ve buralara girmek için katlanmak zorunda olduğunuz uzun kuyruklar.

Sonunda içeride ,eski zamandasınız .Her bir resim,heykel,kullanılmış eşyalar siz alıp götürüyor gerilere.Zaman duruyor.Az önce ayrılmış gibi yaşayanlar.Neredeyse görecektiniz tahtında oturan Katarinayı,ressama poz veren kadınları.Ya da yemek masasında servis yapan garsonu.Siz ve geçmiş var yalnızca gezdiğini bahçelerde,saraylarda müzelerde ,kiliselerde.








 Dostoyevski müze evindeyiz.Yaşadığı,romanlarını yazdığı,ölümden dönüp hayat devam ettiği yerde.Romanlarını yazarken tuttuğu notlar çerçevelerde. Birazdan kapıdan girip merhaba diyecek gibi.






  “  Pazartesiden cumaya beş günlük  St Petersburg gezisinde  görülmesi gereken yerleri birer birer gezsek de bitiremeden yeniden gelmek üzere ayrıldık şehirden.Aşık olunacak şehirler kategorisinden gönlümüze girdi ST PETERSBURG.”



17 Şubat 2024 Cumartesi

CEMRELER NEREDE:

 “Hep sabırsızlanırdı  yaz gelsin .Bahçedeki karların üzerinde yürür ,çabucak erisinler diye gayret gösterirdi ama

daha günler yeni yeni uzamaya başlamış, cemreler de daha düşmemişti hiçbir yere.

Yine de içindeki yaz sevgisini, yaz özlemini söndüremez sabahları yüzüne vuran soğukla uyanmayı hiç sevmezdi.

Sobanı odunlarını uzaklardan taşıma, kuru çalı çırpı bulma , soluğu kesilircesine üfleme zordu da.

Sonrasında dumanın ,sisin arasında alevin ansızın beklenmeyen zamanda harlaması da çok hoşuna giderdi.

Tutuşan odunlar, harlana alev ,ısınan soba peşinden çaydanlıktaki  kaynayan su.

Birazdan odanın hem ısınacağının hem de demlenmiş çayın  kekremsi kokusuyla dolacağının habercisiydi.


Alevin ve fokurdayan çaydanlığın sesinden başka ses yoktu odada. Dışarıda kar yeniden başlamıştı yağmaya."