Bir teneke kutusu içinde geldim buralara. Çok düşünüldü toprağa konacağım, yeşerip büyüyeceğim yerim. Alacağım ışık hesaplandı. Yayacağım koku evin pencerelerinden içeriye girsin istendi. Köşe bucak bahçenin her yanında dört dönüldü. Neredeyse kırk gün düşünüldü yerim.
Benim yerim yurdumdu burası artık. Burada kök salacaktım toprağa. Burada dallanıp budaklanacaktım. Sahiplerim bir kadınla bir adamdı. Her gün su verdiler. Sevinerek izlediler büyümemi.
Zaman geçtikçe boy attım, dallandım. Çok sevindiler ilk çiçeklerim açıp etraf mis gibi kokunca.Ama ;
Kaybolup gittiler birdenbire. Anlayamadım. Görünmediler hiç yanımda, yöremde.
Ve uzun zaman kimseler uğramadı bahçeme. Bekledim. Bahar geldi, yaz geldi. Kara kış da geçti. Seneler geçti böylece.
Kuşlar, karıncalar, görmediğim, bilmediğim bir dolu börtü böcek dallarımdaydı. Kuşlar yuva yapmasa da bir uğrayıp geçer oldular keyifle. Susuz kalmadım, havasız kalmadım, topraksız kalmadım. Boy attım mavi göklere, beyaz bulutlara doğru. Sağa sola, önüme arkama dallarımı saldım ferah ferah. Büyüyüp gittiler onlar da birer birer. Benden ayrılmadan. Hep yanımda, yöremdelerdi. Rüzgârla duydum seslerini.
Mutluyduk.
O yıl da güzel başlamıştı yeni yıl. Bahar gelmiş, su yürümüştü dallarıma. Yeşerdik, yaprak açtık, çiçek açtık, koku saldık…
İnsanlar geldiler. Birdenbire.
Bir garip sesler, gürültüler içinde... Kuş sesleri, rüzgârın sesi ve sessizliğin sesi duyulmaz oldu. Bir karmaşa, bir uğultu kapladı dört bir yanımızı. Şaşırıp kaldık.
Eski ev sahipleri, adamla kadın, görülmez oldu bu kalabalığın içinde. Neredelerdi? Nereye gittiler? Yoktular. Kaybolmuşlardı. Doğa yasası bu muydu?
Biz ise yaşıyorduk yıllarca. Güzeldi yaşamak.
Hep beraber dallarımla, yapraklarımla.
Yeniden söylüyorum size; mutluydum ben.
İşte bu tanımadığımız insanlar doluştular etrafımıza. Kafalarını kaldırıp kaldırıp baktılar dallarıma. Elleri dokundu yapraklarıma.
— Şuradan... Oradan değil.
— Evet, evet, tam ortadan kes!
diye bağrıştılar birbirlerine.
Başladılar kesmeye birer birer.
Canım yandı.
O sesler arasında bir bir yere indi dallarım. Yapraklarla, dallarla doldu etrafım. Toprak görülmez oldu. Çiçek açmış ıhlamurlarımı topladılar teker teker, arsızca.
Çekip gittiler sonra.
Şimdi yalnız kaldım.
Darmadağınık.
Ben ıhlamur ağacı. Dallarım, yapraklarım... Biz bir bütündük onlarla. Hep beraber. Güzeldi hayat.
Yalnız.
Kupkuru ağacım şimdi...
Yapraksız, çiçeksiz.
Kimseler gelmiyor artık yanıma. Bahçe sessiz.
Yalnızca bir bebek ağlaması duyuyorum arada. Çok uzaklardan gelen.
İşte şimdi de karardı gökyüzü. Bulutların arkasına girdi güneş. Rüzgârın sesini yandaki çam ağaçlarının dallarında duyuyorum artık. Yağmur yağacak birazdan. Havalar da serinledi. Kış gelecek yakında. İyice sessizleşecek buraları.
Huzursuz bir kış bekliyor beni.
Bak işte... Düştü bile gövdeme yağmur damlaları.