31 Ekim 2025 Cuma

ENEA MASALLARI II

 

POŞETE TAKILAN BALIK

Bir varmış, bir yokmuş.
Bu güzel dünyanın bir köşesinde  Enea adında bir çocuk yaşarmış.

Mevsimlerden yaz, aylardan temmuz, günlerden de pazar­mış.
Annesi, babası ve Enea, denize yüzmeye gitmişler. 

Enea, denize girmek, sulara dalmak, kumlarla oynamak için sabırsızlanıyormuş.
Çünkü Enea denizi, gözlük ve şnorkelle denizin içini seyretmeyi, balıkları kovalamayı çok seviyormuş.

. Enea, gözlüğünü ve şnorkelini alıp doğruca denizin mavi sularına dalmış.
Güneşin ışıkları denizin içinde pırıl pırıl parlıyormuş.

Az ileride, kayalıkların arasında garip bir şey gözüne çarpmış.
Oraya doğru yüzmüş. Bir de ne görsün! Kayalıkların arasında bir poşet dolusu balık var!

— “İmdat! İmdat!” diye bağırıyorlarmış.
Enea şaşırmış.

— “Ne yapıyorsunuz siz poşetin içinde?”
diye sormuş balıklara.

İçlerinden biri cevap vermiş:
— “Biz karnımızı doyurmak için bu kayalığa geldik. Sonra kendimi burada buldum.
Beni çıkarmaya gelen arkadaşlarım da yanıma geldi. Tam çıkacakken dalgalarla beraber bu şey (poşet) dönünce, hepimiz içinde sıkışıp kaldık.
Dışarıyı görüyoruz ama dışarı çıkamıyoruz. Her yeri kapalı.” demiş.

Enea, onları orada bırakıp doğru babasının yanına yüzmüş.

— “Babacığım, babacığım! Çabuk gel, kayalıkların arasında poşetin içine sıkışmış  balıklar var!”
— “Haydi, poşetin içinden onları kurtaralım!” demiş babası.

Babasıyla beraber yüzüp  Poşeti ve içindeki balıkları görmüşler.
enea nın babası  Balık dolu poşeti kayalıklara takıldığı yerden tutup çekmiş.
Sonra da balıkları serbest bırakmış.

Enea, balıkların kurtuluşlarını sevinçle izlemiş.
Kurtulan her bir balık, kuyruklarını sallayarak Enea’ya teşekkür etmiş.

Tatilleri bitip de evlerine dönerken, yolda Enea tüm olanları tek tek annesine anlatmış.

— “Aaa, gördün mü Eneacığım! Denizdeki poşet az kalsın balıklara zarar verecekmiş,” demiş annesi.kulandığımız poşetleri denize atmamalıyız demiş.


21 Ekim 2025 Salı

YEŞİL DOMATES AŞI

Evet sevgili bilgisayar,
Ne zamandır yazmamışız, paylaşmamışız yemek işlerini.
Hani herkes en çok annesinin yaptığı yemeğin lezzetini ararmış ya her zaman…
Bu, anneciğimin yaptığı ya da bildiği bir yemek değil ama benim sevdiğim, ekşiliğini beğendiğim bir tat.

Yazıp paylaşmak istedim. Duygu ve düşüncelerimi de kattım yemeğe; sanki daha bir güzel oldu gibi geldi bana.

Biraz domates, biraz pirinç, biraz felsefe, az biraz muskat …
Ne bileyim — şu günlerde eğlenmek, keyiflenmek istedi canım.
“Ne biçim yemek tarifi bu?” demeyesiniz diye açıklayayım dedim.
Benden yana hoş oldu, dilerim sizden yana da hoş olur.

Hadi bakalım, zamanınız varsa okuyun — iki dakika.
Daha da zamanınız varsa yapıverin bu aşıyı.
Yanında yoğurtla güzel oluyor; hafif, doyurucu bir akşam yemeği.
Keyifli geçsin günün kalanı, hadi bakalım.


Onlar ki yeşil yeşil diler önceleri…

Durdukça kızarıp kırmızı olacaklardı o güzelim yaz güneşinin sıcaklığında.
Kimisini de yemeseydi kurtlar, serpilip kızarıp görücüye çıkacaklardı mis gibi kokularıyla.

İşte böyle bir yer gördüm: domates tarlası.
İşte böyle de düşüncelere daldım.
Artık mevsim dönmüş, eylül geçmiş, ekim de neredeyse sona yaklaşmaktaydı.
Ama yeşilden pembeye, kırmızıya geçemeyecek domatesler dallarında canlı canlı durmaktaydı.

İşte Yeşil Domates Aşı için bekliyorlardı.
Anlattığım gibi yapın, ya da siz nasıl biliyorsanız öyle yapın.
Amaaa… yerken unutmayın ki onlar; hedefleri kızarmak olan ama hedeflerine ulaşamayan yeşil domateslerdir. Unutmayın.

Tarif:

  • Önce yeşil, artık kızaramayacak dediğiniz diri, taze, sulu, etli, canlı yeşilleri toplayın.
    Ya da semt pazarından, manavınızdan, marketinizden satın alın.
    Her neredeyseniz, mevsimin bu zamanı .

  • İyice severek yıkayın onları. Şefkat gösterin.
    Hedefine ulaşamayan domateslerdir onlar, unutmayın.

  • Soğanı yarım ay yarım ay doğrayın.
    Az suyla terletin, pişirin; şekeri çıksın.
    Su azalınca zeytinyağı ekleyin.

  • Az biraz muskat rendeleyin.

  • Yarım ay yarım ay doğranmış yeşil domatesleri (kabuklarını soyabilirsiniz) ekleyin, az biraz kavurun.

  • Çok iyi yıkadığınız, istediğiniz pirinç cinsinden keyfinize göre bir kaşık ekleyin.

  • Pirincinize göre su ekleyin — az olmasın, pilava dönmesin aşınız.
    Bu sulu bir Yeşil Domates Aşı, unutmayın.

  • Kısık ateşte ağır ağır pişsin.
    Üzerine kıyılmış maydanoz, dereotu, nane ekleyin.

  • En son da yeşile en çok yakışan sarı rengi, yani limon kabuğu rendesini eklerseniz, görseli de güzel olur.

Hedefine ulaşamayan yeşil domatesler de sizden razı olur.

RESİMLER:NURAY KADEM


3 Ekim 2025 Cuma

ENEA BULUTLAR ÜLKESİNDE

 

ENEA BULUTLAR ÜLKESİNDE

Bir varmış, bir yokmuş.
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, pireler berber iken, develer tellal iken… Masalımız başlamış.

Günlerden bir gün Enea, anne ve babasıyla beraber erkenden kalkmış. Dağlara gidecek, kayalara tırmanacaklarmış.

Enea çok heyecanlıymış. Çünkü bu, onun ilk uçak yolculuğuymuş!

Havaalanına geldiklerinde:
— Aaaa anneee, bak, bak! diye seslenmiş.
— Kocaman bir kuş!

Demiş Enea, uçağı göstererek.

Annesi gülümsemiş:
— O bir uçak tatlım. Ona bineceğiz ve havalandıktan sonra yolculuğumuz başlayacak.

Enea, annesi, babası ve diğer yolcularla beraber uçağa binmiş.
Annesi, Enea’nın  kemerini bağlamış.

— Aa, burada da kemer bağlanıyor mu? Arabamızdaki gibi? diye sormuş.
— Evet, aynen öyle, demiş annesi.

Artık Enea sabırsızlıkla uçağın kalkmasını beklemiş.
Uçak gökyüzüne yükselince Enea merakla pencereden dışarı bakmış.

— Bakın, bakın! Bulutların üzerinde uçuyoruz! demiş, bembeyaz pamuk gibi bulutları göstererek.

Uzun yolculuk sırasında Enea annesine yaslanıp uyumuş.
Rüyasında kendini Bulutlar Ülkesi’nde bulmuş. Bulutlarla arkadaş olmuş, onlarla saklambaç oynamış.
Enea saklanmış, bulutlar onu bulmuş. Bulutlar saklanmış, bu kez Enea onları bulmuş.Top da oynamışlar.

— Enea’cığım, uyan! Geldik!
Annesinin sesiyle gözlerini açmış.

🌿 Ertesi gün annesi ve babasıyla kayalara tırmanmak için dağlara gitmişler.
Yanlarına tırmanma iplerini, başlarına giymek için koruyucu kasklarını, acıktıklarında yemek için sandviçlerini almışlar.

Dağlara, kayalıklara geldiklerinde Enea, babasının sırtında tırmanmaya başlamış.
Gökyüzü masmaviymiş, bembeyaz bulutlarla doluymuş.

Kayalara çıktıklarında gökyüzüne ve bulutlara çok yaklaşmışlar.Enea onları seyretmeye başlamış.Rüzgarın önünde gidiyorlarmış.

Bulutlar  Enea’ya göz kırpmış:
— Hadi, bizi  yakala! 

Enea elini uzatmış onları yakalamak için  ama bulutlara yetişememiş.

 Enea heyecanla babasına dönmüş:
— Bulutları toplayıp eve götürelim mi?Uçaktayken  rüyamda , bulutlarla oyun oynamıştım.

Babası gülümseyerek:
— Bulutların yeri gökyüzüdür, onları eve götüremeyiz ki, demiş.

Enea da kayadan aşağıya inerken bulutlara el sallamış:
— Hoşça kalın bulutlar! Ben yine geleceğim!

Ve masal da burada bitmiş. 🌙✨